Bedenin Gerçekten Hasta Olduğunu Mu Sanıyorsun, Yoksa Sinir Sistemin Mi Seni Korumaya Çalışıyor?
Sağlık anksiyetesi yaşayan insanlar genelde şunu düşünür:
“Ya ciddi bir hastalığım varsa?”
Ama zamanla mesele sadece bir hastalık korkusu olmaktan çıkar.
İnsan kendi bedenine güvenemez hale gelir.
Kalp atışını dinler.
Nefesini kontrol eder.
En küçük belirtiyi bile analiz etmeye başlar.
Çünkü sinir sistemi sürekli “tehlike arama” moduna girmiştir.
Psikolojiye göre anksiyete yaşayan bir beynin en büyük özelliklerinden biri, sürekli tehdit taraması yapmasıdır.
Bu yüzden sağlık anksiyetesi yaşayan insanlar:

Ve en yorucu kısmı şudur:
İnsan bir süre sonra gerçekten hasta olup olmadığını ayırt edememeye başlar.
Çünkü beden sürekli stres altında kaldığında gerçekten fiziksel belirtiler üretmeye başlar.
Sabah mide bulantısıyla uyanmak…
Göğüste baskı hissetmek…
Kulak çınlaması…
Kas gerginliği…
Boğazda yumru hissi…
Sürekli yorgunluk…
Bunların birçoğu yoğun anksiyetede gerçekten görülebilir.
Sorun şu ki sağlık anksiyetesi yaşayan biri, bu belirtileri “anksiyete” olarak değil, yaklaşan bir hastalığın kanıtı olarak görmeye başlar.
Ve böylece döngü oluşur.
Belirti fark edilir → korku başlar → beden daha fazla stres üretir → belirtiler artar → korku daha da büyür.
Aslında birçok insanın anlamadığı şey şu:
Sağlık anksiyetesi yaşayan insanlar ilgi çekmeye çalışmaz.
Gerçekten korkarlar.
Çünkü sinir sistemleri uzun süredir “güvende değilim” hissiyle çalışıyordur.
Bu yüzden sağlık anksiyetesi sadece “fazla düşünmek” değildir.
Bedenin sürekli alarm halinde yaşamasıdır.
Ve iyileşme genelde her belirtiyi kontrol etmeye çalışarak değil, sinir sistemine tekrar güvende olduğunu öğretmeye başlayarak olur.
Çünkü beden bazen hasta olduğu için değil…
Uzun süredir korku içinde yaşadığı için yorulur.