Panik atak yaşayan birçok insan ilk başta gerçekten ölmek üzere olduğunu sanır.
Çünkü panik atak sadece “kaygı” gibi hissettirmez.
Beden gerçekten alarm verir.
Kalp hızlanır.
Nefes daralır.
Göğüste baskı olur.
Baş dönmesi başlayabilir.
Eller titreyebilir.
Hatta bazı insanlar kalp krizi geçirdiğini düşünür.
Ve en korkutucu kısmı şudur:
Bazen ortada görünür hiçbir sebep yokken olur.
İnsan markette yürürken…
Arabada otururken…
Dizi izlerken…
Ya da gece uyurken bile bir anda yaşayabilir.
Bu yüzden birçok insan panik atağı anlamakta zorlanır.
Çünkü zihin şöyle düşünür:
“Ortada gerçek bir tehlike yoksa bedenim neden böyle tepki veriyor?”
Ama psikolojiye göre panik atak çoğu zaman bedenin aşırı yük altında kaldığının bir sinyalidir.
Yani beden, aslında ortada gerçek bir tehdit olmasa bile tehlike varmış gibi alarm verir.
Çünkü sinir sistemi uzun süredir stres, korku, bastırılmış duygular ya da sürekli tetikte yaşamak yüzünden aşırı hassas hale gelmiştir.
Ve bir noktadan sonra en küçük stres bile sistemi taşırmaya başlar.
İnsanların anlamadığı şey şu:
Panik atak yaşayan insanlar “abartmıyordur.”
Bedenleri gerçekten hayatta kalmaya çalışıyormuş gibi tepki veriyordur.
Bu yüzden panik atak yaşayan birçok insan zamanla:
- yalnız kalmaktan korkmaya başlar
- sürekli bedenini kontrol eder
- kalp atışını dinler
- internetten belirtileri araştırır
- “ya tekrar olursa?” korkusu yaşamaya başlar
Ve bazen panik ataktan çok, panik atağın tekrar geleceği korkusu insanı tüketmeye başlar.
Bu yüzden panik atak sadece bir “atak” değildir.
Bir süre sonra insanın bütün hayatını etkileyen bir tetikte yaşama haline dönüşebilir.
Ve en yorucu kısmı da şudur:
Dışarıdan insanlar seni normal görür…
Ama senin bedenin, sanki sürekli görünmeyen bir tehlikeyle savaşıyormuş gibi hisseder.